Obada bir günün özeti

Yörüklerle ilk buluşmamdan sonra 4 gün boyunca, geçici olarak yerleştikleri obada onlarla birlikte kaldım. Zafer Abi ile yola koyulmamızdan önce geçen bu 4 gün yörükler açısından neredeyse hep aynıydı. Gün doğumuyla başlayan mesai gün batımına, hatta geceye kadar sürüyordu. Yörüklerin göç sırasında durakladıkları sırada obada geçirdikleri sıradan bir gün aşağı yukarı şu şekilde:

Sabahın ilk ışıkları ile yoğun bir gün başlıyor.

bazlama

Kadınlar biraz daha erken kalkıp, yoğun bir gün için hazırlığa başlıyorlar.

Koşuşturmaca daha tan ağarırken başlıyor. Ekmek pişirmek, çay demlemek ve kahvaltı sofrasını hazırlamak için kadınlar daha önce kalkıp, işe koyuluyorlar. Çadırın içindeki kargaşadan bir süre sonra herkes uyanıp, sofraya oturuyor. Sofrada ekmek, peynir, zeytin, keçi sütü, reçel, ne varsa, hemen hepsi yörüklerin kendi ürünleri. Öyle ki, bir keresinde yemeğin içine marketten aldıkları bir yağ katmışlar, bu da Zafer Abiye dokunmuş, başı dönmüş, ormanda kısa süreliğine kaybolmuş. Bünyesi market ürünlerini kaldırmıyor. Mecbur kalmadıkça da kullanmıyor.

Hızlı bir kahvaltının ardından çobanlar sürülerinin başına, kadınlar da diğer işlerinin başına geçiyor. Çobanlar öğlene kadar sürüleri otlatıp öğlen yemeği ve yemek sonrası dinlenme için geri dönecekler. Bu sırada da kadınlar öğle yemeği hazırlıkları ya da geride kalan hasta ya da yeni doğmuş hayvan varsa onlarla ilgili yapılması gerekenlerle ilgilenecekler. Hatta küçük yörük Esma bile bir birçok konuda yardımcı oluyor işlere. (Onu burada ayrıca anlattım.)

Sürüler otlaklarda.

Buzağı

Buzağılar daha erken doyup, büyükler karnını doyuruncaya kadar dinlenmek için fırsat buluyorlar.

Yörüklerde genelde keçi ve koyun sürüleri tercih ediliyor ama Zafer Abinin sığır sürüsü var. Sürünün çoğunluğunu Yerli Güney Sarısı¹ adı verilen bir tür oluşturuyor. Sayısı azalmakta olan Anadoluya özgü birçok canlı türünden bir tanesi de bu sığırlar. Bu yüzden devlet tarafından üremesi destekleniyor. Sürü içerisinde kulaklarında sarı mühür bulunan sığırlar devletin gözetiminde. Sayılarının çoğalması için bu sığır türü köylülere teşvik ediliyor. Ayrıca bu sığırların yörüklerin zorlu göç yollarına uyumlu yapıda oluşları da Zafer Abi için tercih sebebi olmuş.

Doymak bilmeyen bu hayvanlarla başetmek çok da zor değil, söz dinliyorlar. Zafer Abi onların anlayacağı dilde bağırıyor çağırıyor, sesler çıkartıyor ve yola getiriyor onları. Aslında her hayvan için çobanların kullandığı farklı bir dil var. Dur, koş, yürü, bu tarafa, sakin ol gibi anlamlara gelen; keçiye, koyuna, ineğe, köpeğe farklı şekillerde seslenme biçimleri var. Çö, çüş, hoha, ay gibi kelimeler ve yazıya dökmenin imkansız olduğu  bazı gırtlak hareketleri ile iletişim kurmayı başarıyorlar.

Öğle yemeği zamanı yaklaşınca bu koca sığır sürüsü obanın yolunu tutacak uslu uslu. Ama keçilerden söz edeceksek işler biraz farklılaşıyor.

keçi

Keçiler yola gelmez hayvanlar, her iki anlamda da.

Bir an gözünüzü keçilerin üzerlerinden ayırmamanız gerek.  Her türlü kayalık, çalılık, ağaçlık arazide her tarafa dağılmaları an meselesi. Çoban köpekleri ve çobanlar oldukça uğraşıyorlar keçileri yola getirebilmek için. “Koyun gibi” ya da “mal gibi” dediğimizde kastedilenlerle “keçi gibi” dediğimizde kastedilenleri bir karşılaştırın; koyun ve inek sürüsüyle başa çıkmak ile keçi sürüsüyle başa çıkmak arasındaki farkı hemen anlarsınız.

Keçilerin önemi tarih boyunca çok büyük olmuş yörükler için. Yörüklerin ünlü yörük çadırları (kara çadırlar) olsun, giyim kuşam için kullandıkları kumaşlar olsun, her yerde kullandıkları dayanıklı ipleri olsun hep keçi kılından yapılmadır. Et, süt, peynir, yoğurt gibi gıda olarak sağladıkları faydalarını da eklersek, sadece keçileri olsun bir de onları doyuracak çayırları olsun, yörükler başka birşey istemez şu hayatta.

keçi

Ağaçların, hele hele yeni filizlerin korkulu rüyaları keçiler.

Yörüklerin inatçı ve yola gelmez tavırları, belki de keçilerle birlikte yaşamanın sonucunda kazandıkları özelliklerdir, kim bilir. Şimdi Celal Emminin yaklaşık 200’e yakın keçisinin etrafta koşturmasını izliyorum ve 1934 yılında toplamda 10.000 keçiyi bulan sürüleriyle yerleşik hayata geçmeye zorlanan yörükleri gözümde canlandırmaya çalışıyorum. (bkz Aydınlı Yörükleri.) Bu kadar keçiyle bile obaya dönmek oldukça çileli oluyor. Öğleden sonra tekrarlanması gereken işler için biraz dinlenmek gerek.

Kısa bir öğle arası.

kangal ve keçiler

Yoklama alırcasına sürüyü kontrol eden çoban köpekleri, olası kurt saldırılarına karşı da büyük gereksinim.

Öğle yemeği için obalara döndükten sonra sürüler dahil herkes biraz dinleniyor. Otlar sindirilmesi zor besinler. Sürüler dinlendikleri sırada geviş getirerek yediklerinin üzerinden bir kez daha geçiyorlar. Çoban köpekleri de son denetlemeleri yaptıktan sonra sürüyü izlemek için uygun yerler belirleyip, onlar da biraz uzanacaklar. Özellikle oğlaklar (yavru keçiler) kurtlar için değerli hedefler. Zayıf bir an kollayan usta avcı kurtların varlıkları her an hissediliyor. Gerek köpekler gerekse keçiler yakınlarda kurt olunca bunu fark edip huzursuzlanıyorlar. Hatta köpekler zaman zaman yaklaşan bazı kurtları kovalıyor. Ama çobanlar ve -kurtları uzaktan bile olsa görebilmeyi çok isteyen- ben, onları kolay kolay göremiyoruz. Çoğu zaman, bir kurdu gördüyseniz artık çok geç demektir. Ben gelmeden kısa süre önce o kadar çobana ve kangal cinsi köpeğe rağmen, güpegündüz bir kurt bir oğlağı kapıp götürmüş. Belki bu olayın verdiği suçluluk duygusu yüzünden köpekler fazladan devriye atmaktan geri durmuyorlar.

Kısa bir dinlenmenin ardından tekrar herkes işinin başına dönüyor. Gün batana kadar sürüler otlamaya devam edecek, çobanlar onları güdecek, kadınlar yapılması gereken diğer işleri yapacak ve akşam yemeğini hazırlayacaklar.

Karanlık çökmeden işleri bitirme telaşı.

Küçük yörük kızı

Obada mutlaka herkes bir işin ucundan tutuyor, küçük Esma bile.

Bir gün daha biterken belki de en telaşlı zamanlar başlıyor. Hava kararmadan işleri bitirmek gerek. Sürüleri ağıllara doldurarak sağma işlerini; hatta anneleri emzirmeyen oğlakları biberonla emzirme işlermlerini ve eğer yaralı ya da hasta hayvan varsa onlara bakım yapma işlerini zamanında yapabilmek için ordan oraya, Minik Esma dahil herkes koşturuyor. Obada geçirdiğim ilk gün, akşam saatleri geldiğinde yaşanan o telaş beni çok şaşırtmıştı. Etraftaki her canlı koşturuyor. Köpekler, keçiler, inekler, eşekler, insanlar sürekli ordan oraya… Elimde kamera ile hangi olayın peşinden gitsem diye düşünürken, kendimi çok işe yaramaz hissettiğimi hatırlıyorum. Bağırışmalar, meleşmeler, hayvanların boynundaki çan sesleri, anırma ve hırlaşmalardan başka birşey duyulmuyordu. Bu telaş bir günlük değil, her akşam yaşanan gündelik bir telaş.

Gün boyu eksik olmayan çan sesleri azar azar kaybolmaya başlayınca ve cıvıldaşan kuşlardan da artık ses gelmeyince günün bittiği anlaşılıyor. Sonunda ortalık sakinleşiyor.

gün batımı

Yörük obasında yorucu bir gün daha biterken.

Akşam yemeği ve yemek üstü sohbetleri.

Akşam yemeğinde bir gün içinde yaşananları birbiriyle paylaşmak için fırsat buluyor herkes. Kimi kurt gödüğünü, kimi keçisinin doğurduğunu, kimi malzemelerin azaldığını sofrada ortaya doğru anlatıyor. Yemeğin üstüne bir de çay demleniyor, muhabbet çay eşliğinde sürüyor.

Normalde yorucu bir gün sonunda herkes uyumaya koyuluyor, ertesi gün kaldığı yerden devam edecek sonuçta bütün işler. Ama beni misafir ettikleri geceler biraz daha geç yattılar. Gün içerisinde o kadar yoğunlar ki, sağ olsunlar, benimle biraz sohbet etmek için ayırabilecekleri tek zaman bu saatlerdi. Bol bol konuştuk bu zamanlarda. Ben daha çok dinledim tabi.

Bir ara Celal Emminin oğlu Fatih ve Osman Emmi arasında şöyle bir konuşmaya kulak misafiri oldum. Fatih, elinde tek dişi kalmış! (hem şebeke hem şarj açısından) akıllı telefonla, Osman Emmiye feysbukun ne olduğunu, nasıl kullanıldığını anlatıyor, şakayla karışık “Sana da bi’ tane yapalım” diyordu. Osman Emmi de feysbukla ilgili dinlediklerinden sonra: “Şu hayat daha da fazla garipleşmeden, vaktiyle bi’ göçüp gitseydik şu dünyadan.” diye karşılık verdi.

En sonunda yataklar yorganlar serildi, herkes yataklara geçti. İçerde yanan sobadan gelen hafif çıtırtılar eşliğinde kısa sürede herkes uykuya daldı.

akşm yemeği

Akşam yemeklerinde, hep birlikte sohbet edilebilecek bir ortam oluşuyor.

Meşe korusu sakinleri >>>

<<< Yörükler ile göç yollarında  (yazı dizisinin ilk yazısı)

 

Dış bağlantılar.

  1. http://www.veteriner.cc/sigir/ygs.asp

yorum bırakın