Koyunlar arasında

koyunlar

Koyunlar ve kuzular her tarafa dağılmış durumda. 7 adet kangal buradaki 2000 koyundan sorumlu.

Gezbeli Geçidi’nde 2000 baş koyun sürüsüyle Battal Emmi ile sonunda yollarımız kesişti. Bu karşılaşma rastlantı değil, günlerdir konuşuluyordu. Zafer Abi bahsetmişti daha önce Battal Emmiden. Yukarıdaki bu güzel görüntüyle karşılaşınca daha meraba bile demeden elim kamerama gitti, Battal Emmi ve sürüsüyle ilk karşılaşmam bu şekilde oldu.

Gezbeli Geçidi, Adana Kayseri sınırında, oldukça yüksekte (rakım: 1990), harika manzarası olan bir yerde. Burada hava şartlarına bağlı olarak 2-3 gün konaklayacağız. Günlerdir yollarda olduğumuz ve özellikle son gün durmadan tırmanışta olduğumuz düşünülünce, burada bu güzel manzara eşliğinde ve bu kocaman sürüyle birlikte kalıp biraz dinlenmek fikri en çok benim hoşuma gitti sanırım; bir de galiba küçük buzağıların.

Gökkuşağı

Gün batımı sırasında çiseleyen yağmur sayesinde, tertemiz hava ve güzelim manzaraya bir de gökkuşağı ekleniyor.

Zafer Abi daha yola çıkmadan önce, telefon konuşmamızda söylemişti göç zorlu olur diye. Hiç durmadan ilerlediğimiz için, bunun dışında kalan zamanlarda da yemek hazırlama, ateş yakma, yüklenme, yük indirme, gece nöbet tutma, yağmurdan rüzgardan korunma, sürüyü yoklama gibi telaşlar yüzünden göç gerçekten de zorlu geçiyordu. Ben hem çobanlık, hem fotoğrafçılık yapmaya çalıştığım ve geceleri de az uyuduğum için biraz daha fazla yoruluyordum sanırım. Ama Battal Emminin sürüsünün yanında yanan ateşin başında çayın demlenmesini beklerken, şöyle bir etrafıma baktım, tertemiz havayı ciğerlerime doldurdum ve tüm yoruculuğuna rağmen iyi ki buradayım dedim kendi kendime. Tam aklımdan bu düşünceler geçtiği sırada hafif yağmur çiselemeye başladı ve bir de gökkuşağı belirdi gökyüzünde, mutluluğum daha da arttı.

Zafer Abi aynen şunları söylemişti:

“Sen şimdi bize bakıp bunlar deli mi ne diyorsundur, yollarda bu rezillik, bu perişanlık. Ah sen bizi bir de yaylalarda görsen Yavuzum. Orda bizi bir görsen anlarsın bu çileyi neden çektiğimizi. Orda sultanlar gibiyiz. İnekler, keçiler bile mutlu mutlu oynaşırlar, çoluk çocuk herkes keyfi yerindedir. Sanma ki ömrümüz böyle perişan geçiyor. (atıştırmaya başlayan yağmura bakarak) Allah’ım izin vereydi de bir varabilseydik hayırlısıylan.”

Zafer Abinin anlatmak istediklerini daha yaylalara ulaşmadan, burada bile anlamaya başlamıştım.

Koyunlar kangallara emanet.

kangal

Bu mazlum bakışlarına aldanmamak gerek. Bütün sürüyü bunun gibi 7 kangal koruyor.

Çoban köpeklerinin içinde bulundukları durum bana hep çok ironik gelmiştir. Çoban köpekleri, gerek bir grup içerisinde iş bölümü belirlemek olsun, gerek koku alma duyuları olsun, bu özelliklerin hepsini, insanlarla ilişki kurmadan önce, koyun, keçi gibi otoburları avlamak için kullanırlardı. Şimdiyse onları korumak için kullanıyorlar bu özelliklerini; hem de kendi türlerine karşı.

Araştırmalara göre 12.000 yıl önce ilk evcilleştirilen hayvan türü olduğu sanılan köpekler¹, bir süre sonra peşlerinden evcilleştirilen keçilerle birlikte, en azından 7000 yıl kadar bir süreden beri insanlarla birlikte çobanlık yapıyorlar. Dağlar da ise, hâlâ özgürce yaşama savaşı veren vahşi ataları kurtlar var. Özellikle yörük göçleri sırasında koyun ve keçi sürülerinin gelişlerini mutlulukla karşılyan kurtlar, etrafta her an fırsat kollamayı sürdürüyolar. Biz hiç göremesek de, kangallar günde bir iki kez kokularını alıp savuşturuyorlar onları.

kuzu

Dünyaya geleli daha bir gün olmadı, manzaranın keyfini sürmeye başladı bile. Yakınlarımızdan eksik olmayan kurtlara ne kadar zarif bir poz verdiğinin farkında değil kuşkusuz.

Koyunlar her yeri kaplamışken, içlerinden birisinin kuzulaması an meselesi. Gezbeli Geçidi’nde kaldığımız süre boyunca 4 ya da 5 kuzu dünyaya geldi. Sayıları 2000’i aşan sürü, hergün büyümeye devam ediyor. Bunun gibi minik kuzularsa, gözlerini göç ederken dünyaya açıyorlar ve anında göçe dahil oluyorlar. Uzun yol yürüyemeyecek kadar küçükler, heybelerin içine yerleştirilip ya eşeklere yükleniyor, ya da yörükler kendileri sırtlanıyorlar. Ama kısa süre içinde kuzular da annelerinin arasında göç yollarındaki yerlerini alıyorlar.

Yeni doğan kuzuyu nadiren de olsa annesi emzirmeyi kabul etmiyor. Bu durumda süt veren başka bir annenin kuyruk kısmınındaki koku, yeni doğan terkedilmiş kuzunun üzerine iyice bulaştırılıyor. Bu işlem başarılı olursa, diğer anne kendi kuzusu sanıp bu kuzuyu da emzirmeye başlıyor. Ayrıca bir süre sonra kuzular, zaman zaman biberonla da emziriliyorlar. (En üstteki resimde Tenzile Teyzenin yaptığı gibi.)

Koyunlar ve pikapla birlikte göç etmek

kuzular

Yeni doğan kuzular, arabanın ulaşacağı yere kadar bir pikap arkasında rahat rahat göç ettiler. Ama karayolu burda sona eriyor, yürüyüşe şimdi eşek sırtında bir heybenin içinde devam edecekler.

Battal Emmi ve eşi Tenzile Teyze, pikaplarının arkasını iki kata ayırmışlar. Üst katında kendileri yatıyor, alt katınıysa kuzular. Karayoluyla ulaşılabilen son nokta burası onlar için. Şimdiye kadar sürüyü yakından takip ederek bu noktaya kadar pikapla gelmeyi başardılar ama Gezbeli Geçidi, artık patikaları kullanmaktan başka seçeneğin kalmadığı bir rotanın başlangıç noktası. Buradan sonra onlar için de daha sıkıntılı geçecek süreç. Biz Zafer Abi ile zaten buraya kadar yüklerimizi eşeklere yüklemiş öyle gelmiştik, bizim için değişen birşey olmayacak. Ama Battal Emmi artık bütün yükü eşeklere bölüştürüp, fazladan bir sürü yükü de pikapta bırakıp, öyle ilerleyecek. Ayrıca geceleri de karavan gibi kullandığı pikap yerine bir gecelik çadırlar kuracak bizim gibi.

yemek hazırlığı

Sonunda Tenzile Teyze sayesinde sulu yemekler yiyeceğiz.

 

 

 

Pikabın arkası çeşitli erzak ve kap kacakla dolu olduğu için, yemek hazırlamak konusunda bizim gibi yağda yumurta ile yetinmek zorunda değil Battal Emmi ve Tenzile Teyze. Sağolsunlar bizi de sofralarına davet ettiler ve tekrar sulu yemeklere kavuştuk.

Kadınlı erkekli işbirliği içinde herkesin üstüne düşen görevler olsa da, kadınlar daha fazla işten sorumlu. Tenzile Teyze gün içerisinde 3 öğün yemek hazırlamak, sonrasında bulaşıkları yıkamak, kuzuları biberonla emzirmek, köpekler için yal² hazırlamak gibi işlerden sorumlu. İlerleyen yaşına rağmen Battal Emmi de Tenzile Teyze de bu yorucu hayattan pek şikayetçi değiller. Çocuklarını okutmuşlar, kimi mühendis, kimi beyin cerrahı olmuş. Bu yüzden sürü işleri için kendilerine yardımcı olsun diye çoban tutmuşlar.

Battal Emmi şöyle özetledi bana: “Bu göçerlik işi zaten hep babadan oğula geçerek bugünlere kadar gelmiş. Son yıllarda durumu biraz iyi olan bütün göçerler çocuklarını okutunca, haliyle okumuş insanlar da sürü işini devam ettirmek istemiyorlar. Öyle olunca bu geleneği sürdürecek kimse kalmayacak çok yakında.”

Kuzuların sessizliği >>>

<<< Gidiyoruz gündüz gece

(dizinin ilk yazısı)

 

Dış bağlantılar

  1. https://groups.google.com/forum/#!topic/merakediyorum/qBP-Ae0WrAk
    Etnologlara göre, evcilleştirme şöyle bir evrim izliyorM.Ö. 12.000 yılında insan, ilk olarak köpeği, M.Ö. 7000 yıllarında domuzu ve ke­çiyi, M.Ö. 6300-6500 yıllarında inek ve koyunu, M.Ö. 3500 yıllarında ke­diyi ve M.Ö. 3000 yıllarında da at, eşek ve deveyi evcilleştiriyor.”
  2. Yal: Köpeklere ya da ineklere yedirmek için hazırlanan, unla kepek karışımı suluca yiyecek.

 

 

yorum bırakın