Gidiyoruz gündüz gece

Göç yolları

Göç yolları ve asfalt yollar zaman zaman kesişiyor.

Gündüz gece demeden dağların tepelerin, ormanların nehirlerin arasından ilerlesek bile karayolları ile zaman zaman yollarımızın kesişmesi kaçınılmaz. Her sene böyle durumlara aşina olan bölge insanları bu tarz karşılaşmaları çok sorun etmiyor. Sadece, yollarda karşımıza çıkan tarlalara mallar girmesin yeter onlar için. Bazen arabalarından başlarını uzatıp nereden geldiğimizi sorduklarında Zafer Abi (Adana) Kozan’dan diye cevap verince, yolun uzunluğunu bilenler “Maaşallah, kolay gelsin.” diye ekliyor. Bana gelince, resimde görülen dağların hepsini aşıp Kayseri yaylalarına ulaşmak için kaç gün daha yürümemiz gerek acaba diye tahminde bulunmaya çalışmıştım. Ama sabah niyetlenilen her hangi birşey öğleden sonra farklılaşabiliyordu. Göç sırasında, hangi hızla ilerleneceği, kaç gece bekleneceği gibi konuları önceden kestirebilmek kolay değil.

Onca yolu bu minik buzağı ile birlikte yürüdük, birlikte yorulduk. Geride kaldığı zamanlarda annesi onu kaldırmak için hep geri döndü.

Asfaltta yürümeyi hiç sevmiyor sığırlar; hem toynakları tam yere basmadığından, hem de yürürken yemeye ara vermek zorunda kaldıklarından. Günlerce süren yolculuk boyunca hiç ara vermeden hep yediler. Yürürken yiyorlar, gecelediğimizde bile yiyorlar, yatarken geviş getiriyorlar. Hatta hem yeyip, hem yürüyüp, hem dışkılıyorlar aynı zamanda. Saydıklarımdan her hangi biri, bir diğerini yapmalarından alıkoymuyor sığırları.

Zafer Abi ineklerin çoğunun yaylalara doğru gittiğimizin farkında olduğunu söylüyor. O yüzden bir an önce varmak için ilerlemeye hevesliler. Ama aynı şey buzağılar için geçerli değil.Sürüyü genelde en arkadan takip ettim yolculuk boyunca ve en arkada hep bu minik buzağı vardı. Her fırsatta yatıp dinleniyor, annesi gelip onu kaldırana kadar da ısrarla kalkmıyordu yerinden. Bazen annesi ot yemeye öyle kaptırıyordu ki kendisini, buzağısının çok geride kaldığını farkettiğinde geriye dönüp bariz şekilde “Hadi! Biraz çabuk ol!” anlamına gelen bir möö çekiyordu. Yavrusu bunun üzerine isteksiz isteksiz hızlanıyordu. Gündüz gece ilerlemenin bu buzağının çok hoşuna gitmediği kolayca anlaşılıyordu.

Adım adım yaylalara doğru

İnekler şöyle bir bakıp içlerinden ye ye bitmez diye geçiriyorlar mıdır bilinmez ama, bu görünen yemyeşil alanlar sahipsiz değil. Eskiden çok daha fazla sayıda sürüyle bu alanlarda mallarının yayılmasında bir sakınca görmeyen yörüklerle, bu arazileri kendi sürüleri için saklamak isteyen yerleşikler arasında sıkıntılar yaşanırmış. Şimdiyse şu incecik yoldan geçip gidip bir an önce yaylaya çıkmaya çalışan az sayıda yörük için kimse yaygara çıkartmıyor. Bir gecelik misafir olarak görülüyor yörükler artık.

Yaylalara doğru yaklaştıkça hava serinleşiyor. Karşıdaki dağı aşıp geçeceğimiz düşünülürse, öbek öbek karların görüntüsü dikkat çekiyor.

Gündüz gece demeden ilerleye ilerleye birkaç günü geride bıraktık. Belpınarı yakınlarında Celal Emminin obasından ayrıldığımızdan beri hep atıştırmalıklarla ya da yağda yumurta gibi çabuk yemeklerle karnımızı doyurduk. Zafer Abi gibi hanımı ya da bacısı olmadan göçe çıkan pek yokmuş. “Ah bizim hanım da burda olaydı da yemek derdimiz olmayaydı. Seni de yanımızda böyle perişan ettik Yavuzum, affet.” dedi Zafer Abi. Zafer Abinin eşi Neslihan Abla yolluk bazı şeyler hazırlamış, onlarla idare ediyorduk. İçimiz kazınınca bisküvi arası lokum¹ yiyorduk, çok da güzel oluyordu. Zafer Abi kaşla göz arasında bir ateş yakıveriyordu -sanki ocağın altını yakar gibi- ve hemen bir çay demleniyordu her mola verdiğimizde. Ayrıca yol boyunca denk geldiği yenilebilir türdeki mantarları toplayıp, közde onları pişirip² yiyorduk -ki hâlâ tadı damağımdadır. Mantarın sap kısmı atılıyor, ters çevrilip içine biraz tuz konuluyor ve iç kısmında su birikene kadar közde bekletilip, afiyetle yeniliyor.

Gece kalacağımız yerlere geldiğimizde odun toplamak genelde benim görevim haline gelmişti. Geceler soğuk ve yağmurlu olduğundan ateş sabaha kadar beslenmeye devam ediyordu, o yüzden bolca yakacak hazırlamak gerekiyordu. Ayrıca her geçen gece hava daha da serin olmaya başlamıştı.

Yağda yumurta

Göç sırasında en kolay hazırlanan yemekleri tercih ediyorduk, yağda yumurta gibi.

 

Koyunlar arasında >>>

<<< Yolcu yolunda gerek

(yazı dizisinin ilk yazısı)

 

Dış bağlantılar

  1. https://eksisozluk.com/entry/7789706
  2. http://www.fotokritik.com/1756238/kozde-mantar

yorum bırakın